"Türkiye'nin kronikleşen sorunu dış ticaret açığı ve buna bağlı olarak cari açıktır" | Mahmut KILINÇ , İnşaat & Yatırım - İnşaat Sektörünün Haber Merkezi
İnşaat & Yatırım - İnşaat Sektörünün Haber Merkezi
Haber Ara :
İnşaat&Yatırım Sayı 168
Temmuz 2018 Sayı 168
İnşaat&Yatırım Sayı 167
Haziran 2018 Sayı 167
İnşaat&Yatırım Sayı 166
Mayıs 2018 Sayı 166
İnşaat&Yatırım Sayı 165
Nisan 2018 Sayı 165
İnşaat&Yatırım Sayı 164
Mart 2018 Sayı 164
İnşaat&Yatırım Sayı 163
Şubat 2018 Sayı 163
08 ARALIK 2017, Cuma 10:06:13
"Türkiye'nin kronikleşen sorunu dış ticaret açığı ve buna bağlı olarak cari açıktır"
14 Punto 16 Punto 18 Punto 24 Punto
Geçtiğimiz yıl bu aylarda, 2017 yılının zor geçeceğini belirtmiştik. Ekonomik açıdan 10 yılı aşkın süredir yazılarımda da sık sık size aktardığım gibi Türkiye'nin kronikleşen sorunu dış ticaret açığı ve buna bağlı olarak cari açıktır. Bu açığın sadece dış kredilerle ve sıcak parayla karşılanıyor olması, son zamanlarda yaşanan döviz ve faiz hareketliliğiyle Türkiye'nin bu konuda ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.

Geçtiğimiz yıl bu aylarda, 2017 yılının zor geçeceğini belirtmiştik. 2017 yılı başta Orta Doğu'daki gelişmeler, ABD ve AB ilişkileri açısından, ülkemizde yaşanabileceklerin dip noktasını gördüğümüzü düşünüyorum. Ekonomik açıdan ise 10 yılı aşkın süredir yazılarımda da sık sık size aktardığım gibi Türkiye'nin kronikleşen sorunu dış ticaret açığı ve buna bağlı olarak cari açıktır. Bu açığın sadece dış kredilerle ve sıcak parayla karşılanıyor olması, son zamanlarda yaşanan döviz ve faiz hareketliliğiyle Türkiye'nin bu konuda ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Yıl biterken gerek döviz gerekse faiz anlamında en kötü senaryoları yaşadığımızı umuyorum. Daha kötü bir senaryo görebilir miyiz diye düşününce, global piyasaların veya karşı partnerlerinin Orta Doğu ve Türkiye üzerinden izleyebileceklerinin sonuna gelindiğini düşünüyorum.

Daha kötü bir senaryo olabilir mi? Binde bir olasılık dahilinde verebileceğimiz ama asla olamayacak, olmasını aklımızdan ucundan bile geçirmeyeceğimiz 3. Dünya Savaşı; bu da zaten dünyanın sonu olur... 

Bu satılarda sürekli yinelediğimiz gibi Türkiye'nin ekonomik ve kalkınma modeli yok. Üreten, yatırım yapan, ihracat gerçekleştiren ve tüm bunların dışında uluslararası arenadan yatırım-üretim için sermaye çeken, reel sektörüyle güçlü olabileceği bir modele sahip olması gerekiyor. İnşaat sektörü tabi ki Türkiye'nin olmazsa olmazı ve en az 20 yıl daha canlılığını koruyacağını da düşünüyorum. 2018 yılına daha ümitle bakarak, 2017 yılından daha iyi geçireceğimizi umuyorum.

Mahmut KILINÇ
İnşaat&Yatırım Genel Yayın Yönetmeni
mahmut.kilinc@anba.com.tr


Mahmut KILINÇ

Bu yazı 2700 kez okunmuştur..

YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 

Diğer Mahmut KILINÇ Yazıları
 


 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
 
2013UlaşımRaporu, Çuhadaroğlu Metal Sanayi, Invest Grup, Durmuş Döven, Emlak Konut GYO A.Ş., AycanGrup, Euromoney Gayrımenkul Sektörü, “Kalesinterflex”, ErdalAksoy, Babacan Premium , Attila Silahtaroğlu, Multi Blackston, MYK, Leaf International Awards 2014, Ahmet Ender Erol, İsmail Karadayı, EÜAŞ, BimsA, Ulusal Mimari Fikir Yarışması, VitoJosephino, ArTeGe, BorçlarKanunu, Meneghello & Paolelli Associati, Vivian Behar, NeoTrend, İkram Göktaş, HB 331 SOT, SoyakSiestaOxygen, Bema İnşaat, Mendreres Türel,
 
Anba Yayn Grubu
Her hakk sakldr.