Luxera GYO’nun kuruluş hikâyesini ve bugüne kadar kat ettiği yolu bizimle paylaşır mısınız?
2015 yılında, Luxera Gayrimenkul adıyla faaliyet başlayan ve Haziran 2024’te GYO dönüşüm sürecini tamamlayan Luxera GYO, inşa ettiği konut ve ticari alanlarla bugün Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden biridir. Yenilikçi yaklaşım ve deneyimin yanı sıra öz sermayesinin gücünü de kattığı kaliteli ve verimlilik odaklı projelerle öne çıkan Luxera GYO, hayallerdeki yaşam alanlarını, beklentinin ötesinde tasarlayıp hayata geçiriyor.
Luxera GYO, ilkeli şirket yaklaşımı ve çağın sunduğu olanaklarla daima yeni hedeflere doğru ilerliyor. Bu hedeflere ulaşmadaki tutarlı adımları sayesinde bugün olduğu yerden hep daha ilerisini ve mutlu bir yaşamı merkezine alan yepyeni projelere imza atmayı amaçlıyor. Geliştirdiği projelerde hayatı kolaylaştıran çözümler sunmayı ilke edinerek şehrin farklı lokasyonlarında, farklı müşteri kitlelerine hitap eden özgün işleriyle dikkat çekiyor. Şehir planlama alanında uzmanlaşmış bir proje geliştirme ekibine sahip olan Luxera GYO, yurt içi ve yurt dışındaki iş ortaklarının da birikiminden faydalanarak yaşam kalitesini artıran, trendlere yön veren ve yatırımcılarına yüksek kâr getirme potansiyeline sahip projeler geliştiriyor.
GYO dönüşümünü gerçekleştirmeden önce, Luxera Residence’in ardından, Luxera Meydan, Luxera Güneşli ve Luxera Bahçelievler, Luxera Nevbahar projeleriyle konforlu ve kaliteli yaşamı bir araya getiren şirketimiz, yapımı ve satışları devam eden Luxera Towers, Luxera Nevbahar Life, Luxera Bahçe Port projeleriyle güçlü pazarlama stratejisi, insan ve kalite odaklı yaklaşımını projelerine aktarıyor. Sektörde oluşturduğu güvenilirlik ve teslim ettiği projelerdeki kalite anlayışı, satış rakamlarına başarıyla yansıyor.
Luxera GYO’nun sektördeki konumunu nasıl tanımlıyorsunuz?
Luxera GYO olarak biz, ulaşılabilir lüks anlayışıyla yola çıktık ve bugün, hem yaşam hem yatırım için en güçlü lokasyonlarda değer üretmeye devam ediyoruz. Ulaşılabilir lüksü ise ‘bir konutun tasarım ve inşaat kalitesinin, barındırdığı imkanların, sunduğu sosyal ve yaşamsal olanakların, lokasyon avantajının, hayata değer katan tüm özelliklerinin ve yatırım değerinin optimum fiyat performansı ve ödeme avantajlarıyla bir araya gelmesi olarak tanımlıyoruz. Biz projelerimizde her zaman tüm bu özellikleri, sunabildiğimiz en uygun fiyat ve en uygun ödeme koşullarıyla bir araya getirmeye çalışıyoruz. Tüm projelerimiz, İstanbul’un merkezi ve değer kazanan bölgelerinde yer alıyor. Tüm projelerimizde yaşam kalitesini artıracak ayrıcalıkları avantajlı yatırım seçenekleriyle bir arada sunmak ilk önceliğimiz oluyor.
Bu anlayışla sadece bina inşa etmiyoruz; yaşam senaryoları, değer zincirleri ve sürdürülebilir yatırım fırsatları inşa ediyoruz. İstanbul’un gelişim koridorlarında konumlandırdığımız projelerle; yatırımcıya yalnızca bugünün değil, geleceğin de kazancını sunuyoruz ve böylece sektörde rakiplerimizden farklılaştığımızı düşünüyoruz.
Devam eden projelerinizden ve yatırım planlarınızdan bahseder misiniz?
Şu anda inşaatı satışı devam eden 3 projemiz var. Bunlar Luxera Bahçe Port, LuxeraTowers, Luxera Nevbahar Life.
1. Luxera Towers
Güneşli – Basın Ekspres / İstanbul
İnşaat Başlangıcı: 01.08.2022 | Teslim: 30.06.2026
Toplam İnşaat Alanı: 83.000 m²
Luxera Towers, rezidans konforunu AVM konseptiyle birleştiren karma yaşam projesidir.
Öne çıkanlar:
• Rezidans’ta bahçeli özel loftlar
• Metroya 2 dakika mesafe
• Yatırım değeri yüksek lokasyon
• Depreme dayanıklı sağlam zemin
Basın Ekspres’in yeni simgesi olarak öne çıkan bu proje, hem oturum hem yatırım amaçlı büyük ilgi görüyor.
2. Luxera Bahçeport
Arnavutköy – Bolluca / İstanbul
İnşaat Başlangıcı: 01.04.2023 | Teslim: 30.07.2025
Toplam İnşaat Alanı: 20.300 m²
Yatay mimarili, bahçeli dubleks daireler ile öne çıkan Luxera Bahçeport:
• 1+1 bahçeli dairelerden, 6+1 dubleks daire seçenekleri mevcut.
• İstanbul Havalimanı’na 10 dakika
• 300.000 m²’lik Millet Bahçesi’ne komşu
• Havalimanı metrosuna 5 dk
Ulaşılabilir lüks konseptiyle, yatırımcılar için önemli fırsatlar sunuyor.
3. Luxera Nevbahar Life
Kayabaşı – Başakşehir / İstanbul
İnşaat Başlangıcı: 01.01.2024 | Teslim: 31.03.2026
Toplam İnşaat Alanı: 41.500 m²
Şamlar Tabiat Ormanı’nın yanı başında, doğa ile iç içe yaşam sunan bu proje:
• Geniş sosyal alanlar ve oksijen bahçeleri
• Yatay mimari, ferah daire planları
• Kayaşehir Metro’ya 5 dk
• yüzde 35 Peşinatla 24 ay vade farksız ödeme fırsatı
Aile yaşamı ve huzur arayanlar için doğayla entegre, modern bir yaşam alanı.
Ortak Temalar:
• Depreme dayanıklı sağlam zemin
• Yatay mimari & geniş peyzaj
• Ulaşım avantajı, yatırım değeri yüksek bölgeler
• Modern, fonksiyonel ve estetik mimari
• Ulaşılabilir lüks konseptiyle geliştirilmiş özel ödeme planları
Önümüzdeki dönemde Luxera Topkapı, Luxera Airport, Luxera Nevbahar Cadde ve Luxera Nevbahar Suites olmak üzere 4 yeni proje hayata geçirmeyi planlıyoruz.
Yeni Planlanan Projeler (Öne Çıkanlar)
Luxera Topkapı – Zeytinburnu aksında merkezi konumuyla dikkat çeken yeni proje
Luxera Airport – Arnavutköy Taşoluk’ta, havalimanı bölgesinde yüksek prim potansiyeli vadediyor.
Luxera Nevbahar Cadde & Luxera Nevbahar Suites – Kayaşehir Şamlar hattında, konsept yaşam alanlarıyla yatay mimarisi ve sağlam zeminiyle öne çıkıyor.
Kentsel dönüşüm süreçlerinde Luxera GYO nasıl bir rol alıyor?
Türkiye'nin en öncelikli gündem maddelerinden biri olan kentsel dönüşüm sürecine, Luxera GYO olarak yalnızca bir inşaat faaliyeti olarak değil, toplumsal sorumluluğun bir gereği olarak yaklaşıyoruz. Özellikle İstanbul gibi büyük metropollerde, sağlıksız yapı stokunun fazlalığı ve deprem riski göz önünde bulundurulduğunda, bu dönüşüm sürecinin hızla ve planlı bir şekilde ilerlemesi hayati önem taşıyor.
ntsel dönüşümün doğal bir paydaşı haline getiriyor. Alanında uzman proje geliştirme ekibimiz, şehir planlama ilkelerine ve sürdürülebilir yaşam anlayışına uygun tasarımlarla, yalnızca bina değil, nitelikli yaşam alanları üretiyor. Biz bu süreci; güvenli yaşam alanları yaratmakla kalmayıp, sosyal dokuyu koruyan, çevresel etkiyi minimize eden ve ekonomik değeri artıran bir fırsat olarak görüyoruz.
Ancak, kentsel dönüşümün başarıya ulaşabilmesi için yalnızca teknik değil, hukuki, finansal ve sosyolojik engellerin de çözülmesi gerekiyor. Bu noktada Luxera GYO, kamu ve özel sektör arasında köprü kuran bir rol üstlenmeye; şeffaf, uzlaşmacı ve çözüm odaklı yaklaşımlarla sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sunmaya hazırdır.
Kentsel dönüşümdeki önceliğimiz; maliklerin mağdur olmadığı, müteahhitlerin finansal olarak sürdürülebilir yapılar kurabildiği, yerel yönetimlerin süreci destekleyebildiği bir denge modelinin oluşmasıdır. Önümüzdeki dönemde bu alandaki sosyal sorumluluğumuzu daha da genişleterek, riskli yapıların dönüştürülmesi ve İstanbul’un daha güvenli bir kent haline gelmesi için aktif rol üstlenmeyi hedefliyoruz.
Yurtdışı projeleri veya uluslararası yatırım planlarınız var mı?
Luxera GYO olarak, yurt dışı açılımı stratejik büyüme hedeflerimiz arasında önemli bir yer tutuyor. Özellikle Körfez ülkeleriyle olan güçlü bağlarımızı daha somut yatırımlarla desteklemek amacıyla çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda, Suudi Arabistan’da stratejik iş birlikleri geliştirme yönünde temaslarımız bulunuyor ve şu anda bazı projelerin fizibilite çalışmalarını yürütüyoruz.
Amacımız; sadece Türkiye’de değil, Körfez ülkelerinde de ulaşılabilir lüks konseptimizi hayata geçirerek, bölgede hem yaşam hem yatırım değeri yüksek projeler üretmek. İstanbul’daki projelerimize olan yoğun yabancı yatırımcı ilgisi, bu alandaki vizyonumuzu da güçlendiriyor. Önümüzdeki dönemde, bu iş birliklerini somut yatırımlara dönüştürerek, uluslararası ölçekte marka bilinirliğimizi artırmayı hedefliyoruz.
Başakşehir'deki Nevbahar Life, Güneşli'deki Luxera Towers ve Arnavutköy'deki Luxera Bahçeport projeleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Arnavutköy’de, iki tarafı ormanla çevrili, 300 bin metrekare Millet Bahçesi’nin tam ortasında konumlanan Luxera Bahçe Port, 1+1, 2+1, 3+1 ile 3+1, 5+1 ve 6+1 dublekslerden oluşan toplam 110 dairesi, 32 ticari ünitesi, birbirinden özel sosyal alanları, yemyeşil bahçeleri, cadde mağazaları ve modern mimari anlayışıyla fonksiyonel ve konforlu yaşam alanları sunuyor. ‘Dubleks konfor, çift kat mutluluk’ sloganıyla satışa sunduğumuz dubleks dairelerimiz, geniş teraslarıyla sakinlerine her an açık havanın tadını çıkarma fırsatı veriyor.
Luxera Towers, Luxera GYO’nun imza projesi olan Luxera 1+1’den 4+1’e uzanan geniş daire seçenekleriyle Basın Ekspres’in simge yapılarından biri olmaya aday. Yüksek standartlı modern residence hayatının ayrıcalıklarını sunan Luxera Towers, eşsiz şehir manzarası, gökyüzü terasları, yeşil alanlara açılan rezidans bahçeleri, manzarayı yaşama dahil eden büyük pencereleri, yüzme havuzu ve sosyal alanlarıyla benzersiz bir yaşam vadediyor.
Kayaşehir’de, ailelerin mutluluğunu ön planda tutarak tasarlanan Luxera Nevbahar Life, yemyeşil bahçeli daireleri, doğaya açılan ferah balkonları, dükkânları, çocuk oyun alanları, modern fitness merkezi, basketbol sahaları, yürüyüş parkurlarıyla konforlu, sağlıklı ve huzurlu bir gelecek vadediyor. Bununla birlikte İstanbul’un en temiz ormanlarına sahip Şamlar Tabiat Ormanı’nın yanı başında yer alan Luxera Nevbahar ve Luxera Nevbahar Life’ın sakinleri isterlerse sitelerinin açık hava alanlarında isterlerse Şamlar Tabiat Ormanı’nda doğayla iç içe bir hayata adım atıyor olacaklar.
Yatırımcılar açısından şu an gayrimenkule yatırım yapmak mantıklı mı?
Eğer ihtiyacınız ve imkânınız varsa, bence her zaman gayrimenkul, özellikle de konut almak için doğru zamandır. Çünkü barınma en önemli ve hayati ihtiyaçlarımızdan biri olduğu gibi, yaşam maliyetimiz içinde de önemli bir yer tutar. Bir ev sahibi olmak, kişilerin ve ailelerin geleceğini güvence altına alır, kira derdine son vererek bütçeyi rahatlatır. Bununla birlikte gayrimenkul, özelikle de konut, hem prim potansiyeli hem de kira getirisiyle her dönem kazandıran, iyi bir yatırım aracıdır.
Günümüze gelecek olursak bence konut almak için iyi bir dönemde bulunuyoruz.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, inşaat maliyet endeksi inşaat maliyet endeksi, 2025 yılı şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 1,24 oranında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,94 oranında arttı. İnşaat maliyet endeksi, 2025’in mart ayında ise bir önceki aya göre yüzde 1,53 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,23 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,95 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,80 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 18,80 arttı, işçilik endeksi yüzde 31,72 arttı. İçinde bulunduğumuz konjonktürel durum, maliyetlerdeki artış hızının önümüzdeki dönemde de bezer şekilde devam edeceğini gösteriyor.
Tüm bu veriler bize 2025’te olumlu bir tablo yaşayacağımızın ilk sinyallerini veriyor.
T.C Merkez Bankası’nın (TCMB) aralık, ocak, şubat ve mart aylarında politika faizinde yaptığı 250’şer baz puanlık indirimlerle birlikte mevduat faizlerinde de belli bir düşüş başladı. Mart ayında politika faizini yüzde 42,5 seviyesine çeken TCMB, nisan da ise kredi faiz oranlarını tekrar yüzde 46 seviyesine yükseltti. Yurtiçi ve yurtdışındaki genel siyasi konjonktürün etkili olduğunu düşündüğümüz bu faiz artırımının önümüzdeki dönemde devam edeceğini beklemiyor, önümüzdeki aylarda TCMB’den faiz indirim kararlarının geleceğini tahmin ediyoruz. Mevduat faizlerinin düştüğü dönemlerde gayrimenkul yatırımlarına olan ilgili artar. Bu da fiyatları belli bir miktar yukarı çeker. Bununla birlikte mevduat faizlerindeki düşüşle birlikte konut kredi faizlerinde de önemli ölçüde bir düşüş bekliyoruz. Bu dönemde biriken talebin, sınırlı da olsa konut kredi faizlerindeki düşüşle birlikte harekete geçmesi beklenen bir durum olarak değerlendirilebilir.
Tüm bunlar, son 5-6 yılda gerçekleşen kısıtlı konut arzıyla birleştiğinde, önümüzdeki dönemde konut fiyatlarında kayda değer bir artış olacağını gösteriyor. Bu nedenle ister yatırım, ister oturum amaçlı olsun, yatırım kararlarını ertelememelerini tavsiye ediyorum.
Türkiye’deki gayrimenkul piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sektörümüz 2024 yılını ise 2023’e göre yüzde 20,6 artışla 1 milyon 478 bin 25 konut satışıyla kapatmıştı. Konut satışlarındaki artış yılın ilk 4 ayında hızlanan bir ivmeyle devam etti. TÜİK verilerine göre, Türkiye genelinde konut satışları 2025’in nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 56,6 oranında artarak 118 bin 359 oldu. Satışlar, Ocak-Nisan döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 27,9 oranında artarak 454 bin 145 olarak gerçekleşti.
Kredili konut satışlarındaki artış da devam ediyor. Geçen yıl ipotekli konut satışları yüzde 285,3’lük bir artış göstermişti. Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 147 oranında artarak 17 bin 465 olan kredili satışların payı, toplam konut satışları içinde yüzde 14,8 olarak gerçekleşti. Ocak-Nisan döneminde gerçekleşen kredili konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 99,4 oranında artarak 69 bin 194 oldu.
Satışlarda yılbaşından bu yana süren artış, 2025 yılının tamamı hakkında olumlu sinyaller veriyor. Sektörde bahar aylarında yaşanan hareketliliğin, yaz ve sonbahar aylarında da devam etmesini bekliyoruz.
Öte yandan yine TÜİK verilerine göre, bu yılın ilk çeyreğinde tüm gayrimenkul satışlarının yüzde 8,3 artarak 694 bin 628’e ulaştı. Bu sayı tüm zamanların en yüksek Ocak-Mart verisi olarak kayıtlara geçti.
Ancak gayrimenkul sektörünün ve özellikle konut satışlarının yönünü belirleyen en önemli faktörün kredi faizleri olduğunu söyleyebiliriz. Konut kredi faizlerinin izleyeceği seyir de T.C Merkez Bankası’nın (TCMB) belirlediği politika faiziyle doğru orantılı olarak hareket ediyor. TCMB, aralık, ocak, şubat ve mart aylarında politika faizinde yaptığı 250’şer baz puanlık indirimlerle birlikte mevduat faizlerinde de belli bir düşüş başladı. Mart ayında politika faizini yüzde 42,5 seviyesine çeken TCMB, nisan da ise kredi faiz oranlarını tekrar yüzde 46 seviyesine yükseltti. Yurtiçi ve yurtdışındaki genel siyasi konjonktürün etkili olduğunu düşündüğümüz bu faiz artırımının önümüzdeki dönemde devam edeceğini beklemiyor, önümüzdeki aylarda TCMB’den faiz indirim kararlarının geleceğini tahmin ediyoruz. Politika faizleriyle birlikte mevduat faizlerinin düştüğü dönemlerde gayrimenkul yatırımlarına olan ilgili her dönem artırır. Önümüzdeki dönemde de sektörümüzde bu etkinin görülmesini, konuta olan ilginin artmasını bekliyoruz.
Son 5-6 yılda satışlarının düşmesindeki en büyük neden, konuta ulaşmayı sağlayan kredi faizlerinin yüksekliği ve bankaların konut kredisi kullandırma iştahındaki azalma oldu. Önümüzdeki dönemde biriken talebin, sınırlı da olsa konut kredi faizlerindeki düşüşle birlikte harekete geçmesi beklenen bir durum olarak değerlendirilebilir. Faizlerdeki düşüşün sürmesi ve bankaların kredi kullandırma iştahının artması durumunda satışların çok daha iyi noktalara geleceğini düşünüyorum. Faizlerin daha da düşmesiyle birlikte, şimdiye kadar tasarruf tercihlerini mevduattan yana kullananların gayrimenkul yatırımına yöneleceğini öngörüm.
Konut fiyatlarında ise artışların yaşanacağını söyleyebiliriz. Merkez Bankası’nın Konut Fiyat Endeksi’nde son birkaç ayda olduğu gibi, mart ayında da ortaya konan en çarpıcı rakam, reel bazda yaşanan değer kaybı verisi oldu. Konut fiyatları Şubat 2024’ten bu yana reel bazda kayıp yaşıyor. Bu oran 2024’ün ekim ve kasım aylarında yüzde 14,7’ye kadar ulaşarak 2018 yılındaki dip seviyeyi bile geride bıraktı. Geçen yılın son iki ayında azalmaya başlayan reel kayıp 2025’in ocak ayında 7,2’ye, şubat ayında 5,6’ya, mart ayında ise 4,2’ye geriledi. Bu rakamlar bize konut fiyatlarında seyrin tersine döndüğünü, önümüzdeki dönemde fiyatlarda reel artışları görebileceğimizin ilk sinyallerini verdi.
Bununla birlikte sektörümüzde artan maliyetler de konut fiyatları ve dolayısıyla satışlar üzerinde önemli bir rol oynuyor. TÜİK verilerine göre, inşaat maliyet endeksi, 2025’in mart ayında ise bir önceki aya göre yüzde 1,53 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,23 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,95 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,80 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 18,80 arttı, işçilik endeksi yüzde 31,72 arttı.
Artan maliyetlere karşın, sektörün üretimi de yıllık bazda artış trendinde. Martta inşaat üretimi aylık bazda yüzde 2,5 azalmış olsa da yıllık bazda yüzde 10,5 arttı. İnşaatın alt sektörleri incelendiğinde, mart ayında bina inşaatı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,9, bina dışı yapıların inşaatı sektörü endeksi yüzde 5,8 ve özel inşaat faaliyetleri sektörü endeksi yüzde 6,0 arttı. Mart ayında bina inşaat endeksi aylık bazda bir düşüş yaşamış olsa da inşaat üretimi son 1 yıllık veriler gösteriyor ki sektörde üretim belli ivme kazandı ve önümüzdeki dönemde daha güçlü bir şekilde devam edecek.
Şirketin finansal büyüme stratejileri nelerdir?
Luxera GYO olarak finansal büyümeyi sadece sayısal göstergelerle değil, uzun vadeli değer yaratma vizyonuyla ele alıyoruz. Bu doğrultuda büyüme stratejimizin temelinde; sürdürülebilir kârlılık, güçlü özkaynak yapısı, stratejik lokasyonlarda geliştirdiğimiz projeler ve yatırımcı güvenini pekiştiren kurumsal şeffaflık yer alıyor.
2023 yılında tamamladığımız GYO dönüşüm süreciyle birlikte, şirket yapımızı daha kurumsal ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturduk. Halka arz sürecimiz de bu vizyonun doğal bir uzantısı olarak planlı ve temkinli adımlarla ilerliyor. Elde edeceğimiz kaynakları; yüksek potansiyele sahip yeni projelerin finansmanında, portföyümüzü genişletecek arsa yatırımlarında ve operasyonel verimliliği artıracak teknolojik altyapı yatırımlarında kullanmayı hedefliyoruz.
Ayrıca güçlü dijital dönüşüm projeleri, marka bilinirliğimizi artıracak iletişim çalışmaları ve müşteri deneyimini zenginleştirecek yenilikçi çözümler de bu stratejimizin önemli parçaları arasında yer alıyor. Tüm bu adımlar, sadece bugünü değil, geleceği planlayan; yerli ve yabancı yatırımcılar için güvenilir, sürdürülebilir ve kazançlı bir yatırım ortamı sunma hedefimizi destekliyor.
Faiz oranları ve ekonomik dalgalanmalar sektörünüzü nasıl etkiliyor?
Ekonomide yaşanan dalgalanmalar ve faiz artışları, hem tüketicinin hem de üreticinin finansa ulaşımını olumsuz etkiliyor. Son birkaç yılda ekonomide yaşanan olumsuzluklar faiz artışlarına sebep olurken bankaların kredi kullandırma iştahını azaltıyor, bu da tüketicinin krediye ulaşımını zorlaştırarak satışları olumsuz yönde etkiliyor. Üretici firmalar, bir yandan projelerini satışlarla finanse edemezken diğer yandan kurumsal kredilere ulaşma konusunda büyük sıkıntı yaşıyor. Bununla birlikte inşaat maliyeti, işçilik ve arsa maliyetleri her geçen gün yükseliyor. Fiyatlar da aynı oranda artıyor.
Tüm bu olumsuz gelişmeler sektörümün maliyetlerini artırıyor, üretim kapasiteni aşağı çekiyor, satışlarını azaltıyor, sektörün önemli bir ayağını oluşturan kentsel dönüşüm süreçlerini yavaşlatıyor.
Luxera GYO’nun halka arz ile ilgili bilgi verebilir misiniz?
2023 Haziran ayında GYO dönüşüm sürecimizi başarıyla tamamladık. Bu dönüşüm, Luxera’nın kurumsal yapısını daha da güçlendirdi ve yatırımcılara şeffaf, sürdürülebilir ve denetlenebilir bir yapı sunma hedefimiz doğrultusunda atılmış önemli bir adımdı. Halka arz sürecimizle ilgili çalışmalarımız planlı, temkinli ve kararlı bir şekilde devam ediyor. Şirketimizi, yatırımcılara uzun vadeli değer sunacak bir finansal yapıya ulaştırmak için tüm mevzuata uygun olarak SPK, Borsa İstanbul ve aracı kurumlarla yoğun koordinasyon içindeyiz. Süreç planladığımız şekilde ilerliyor. Toplam 6 milyar 277 milyon 850 bin TL portföy büyüklüğüne sahip olan Luxera GYO’nun yüzde 36,36’sını halka arz etmeyi planlıyoruz.
Halka arzdan elde edeceğimiz geliri yeni yatırımlarda kullanmayı, yenilikçi ve vizyoner bakış açımız doğrultusunda şirketimizi daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz. Halka arzdan elde edilecek kaynak, şirketimizin büyüme stratejilerinin temel taşı olacak. Bu gelirle hedeflediğimiz ana başlıklar şunlardır:
Yeni Proje Yatırımları
Başta Topkapı, Başakşehir, Arnavutköy ve Şamlar-Kayaşehir hattında olmak üzere, yüksek potansiyelli bölgelerde geliştirmeyi planladığımız yeni konut ve karma kullanım projelerine finansman sağlanacak.
Arsa ve GYO Portföyü Genişletme
Stratejik lokasyonlarda arsa yatırımı yaparak, Luxera GYO’nun varlık değerini ve sürdürülebilir büyümesini destekleyeceğiz.
Finansal Gücün Artırılması
Mevcut projelerdeki nakit akış dengesini korumak ve öz kaynaklarımızı güçlendirmek amacıyla finansal yapımızı sağlamlaştıracağız. Bu da hem yatırımcı güveni hem de kredi derecelendirme açısından pozitif yansıyacaktır.
Marka ve Dijital Yatırımlar
Marka bilinirliğimizi artıracak dijital dönüşüm projeleri, satış kanallarının iyileştirilmesi ve müşteri deneyimi merkezlerinin kurulması da planlarımız arasında yer alıyor.
Türkiye'nin deprem riski ve İstanbul'daki binaların büyük bir kısmının depreme dayanıklı olmaması konusunda görüşleriniz nelerdir? Kentsel dönüşüm sürecine dair önerileriniz var mı?
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de 36 milyon bağımsız birim, 31 milyon konut var ve yaklaşık yaklaşık 6 milyon bağımsız birim deprem riski altında. Bu 6 milyon bağımsız birimden 2 milyonunun ise acil dönüşüme girmesi gerekiyor. İstanbul’daki yaklaşık 4,5 milyon konutun yaklaşım 1,5 milyonunu sağlıksız durumda. Bakanlık, olası bir depremde 600 bin konutun ilk dakikalar itibarıyla yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu raporluyor. Bu da yaklaşık 2,5 milyon insanın çok ciddi risk altında yaşadığına işaret ediyor.
Dolayısıyla İstanbul’da 600 bini acil olmak üzere 1,5 milyon, tüm Türkiye’de ise 2 milyonu acil olmak üzere 6 milyon konutun dönüştürülmesi gerekiyor. Buna karşılık hem Türkiye’de İstanbul’da kentsel dönüşüm yavaş ilerliyor. Bunun birkaç nedeni var. Kentsel dönüşüm, Türkiye’de büyük ölçüde özel sektörün üstlendiği bir yapıda ilerliyor. Öyle de olması gerekiyor. Yapılacak işin büyüklüğüne bakarsak ne özel sektörün ne de kamunun bu işi tek başına yapabilmesi mümkün değil. Kentsel dönüşümün ağır ilerlemesindeki en büyük etken Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan doğan hukuksal açmazlar ve ekonomik sorunlar diyebiliriz. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un kat maliklerine ve müteahhitlere tanıdığı bir takım teşvik ve destekler var. Ancak günümüz şartlarında özellikle kat maliklerinin bu yardımlarla evlerinden taşınması, yıllarca kira ödemesi mümkün görünmüyor. Son yıllarda artan inşaat maliyetleri ve finansmana erişimdeki sıkıntılar etkenler de müteahhitlerimizi kentsel dönüşüm konusunda zorluyor.
Kentsel dönüşüm sürecinin yavaş işlemesinin birkaç temel nedeni bulunuyor:
1. Mülkiyet Karmaşası ve İmar Sorunları
Birçok bölgede tapuların hisseli olması, malik sayısının fazla olması ya da imar planlarının güncel olmaması, süreci ciddi şekilde yavaşlatıyor.
2. Uzlaşma Sorunları
Malikler arasında yaşanan anlaşmazlıklar (kira beklentileri, daire büyüklüğü, kat sayısı, hak talepleri vs.) dönüşüm süreçlerini kilitliyor.
3. Finansman Yetersizliği
Hem kamu hem özel sektör açısından, dönüşüm projelerinin finansmanı ciddi maliyetler doğuruyor. Artan inşaat maliyetleri ve düşük kâr marjı sebebiyle firmalar da çekingen davranabiliyor.
4. Yerinde Dönüşümde Geçici Konut Sıkıntısı
Vatandaşların taşınacağı geçici alanların eksikliği, projelerin hızını düşürüyor. Devlet destekli kira yardımları her zaman yeterli olmuyor.
5. Bürokratik Engeller
Ruhsat, onay, plan revizyonları gibi süreçlerin zaman alması dönüşümün önündeki teknik engellerden biridir.
Bizim kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılmasına yönelik önerilerimiz şöyle:
• İmar planları sadeleştirilmeli ve mülkiyet yapısı çözüme kavuşturulmalı
• Finansal teşvikler artırılmalı: Uzun vadeli düşük faizli kredi, vergi indirimi, kamu garantili kira desteği
• Dönüşüm sürecine vatandaş daha etkin katılmalı, şeffaflık sağlanmalı
• Belediyeler ile özel sektör arasında proje bazlı iş birlikleri artırılmalı
Sonuç olarak, kentsel dönüşüm, Türkiye’nin en öncelikli gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Ancak çözüm; sadece teknik değil, sosyolojik ve ekonomik boyutları da kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor.
İstanbul gibi büyük metropollerde bu süreç, yalnızca bina yenileme değil, bir yaşam kültürü yenilemesi olarak ele alınmalıdır. Hızlı, planlı ve uzlaşmacı modellerle hareket edilirse, dönüşüm başarıya ulaşabilir.
Kentsel dönüşüm sürecini hızlandırmak için devletin hem kat maliklerine hem de müteahhitlere yönelik yeni finansal çözümler geliştirmesi gerekiyor. Öte yandan özellikle İstanbul’da kentsel dönüşümü kolaylaştıracak ve hızlandıracak rezerv alanlara ihtiyaç var. Kamunun ve belediyelerin bu konudaki çabalarını takdirle karşılamakla beraber yeterli olmadığını, yeterince hızlı davranamadıklarını düşünüyorum.