Alper Şensan ile Cosentino’nun Türkiye Vizyonu;
1. Cosentino ile yolunuz nasıl kesişti? Bu göreve gelme sürecinizi anlatır mısınız?
İzmir Bornova Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra üniversite eğitimimi Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi’nde tamamladım. Kısa bir süre büyük şirketlerde çalıştıktan sonra kendi firmamı kurdum. Bir süre Güney Kore ve Çin’de kendi markamla ürün geliştirip yapı malzemeleri segmentinde büyümenin getirdiği ivme ile sektörümüzün dünyadaki büyük oyuncusu olan Cosentino’nun Türkiye distribütörlüğünü üstlendim. Daha sonrasında Cosentino Türkiye’yi hayata geçirdik ve bu yapıda Türkiye Ülke Müdürü olarak görev alıyorum.
2. Cosentino gibi global bir markanın Türkiye operasyonlarını yönetmek nasıl bir sorumluluk taşıyor?
Global ölçekte güçlü bir markanın Türkiye operasyonlarını yönetmek hem yüksek standartları korumayı hem de yerel pazara uygun stratejiler geliştirmeyi gerektiriyor. Cosentino’nun dünya genelinde sahip olduğu kalite, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik anlayışını Türkiye’de de aynı seviyede uygulamak; güçlü bir ekip yönetimi, sektördeki paydaşlarla yakın iş birliği ve değişen pazar koşullarına hızlı uyum sağlama sorumluluğunu beraberinde getiriyor. Bu görev, yalnızca ticari hedefleri gerçekleştirmek değil, aynı zamanda markanın itibarını ve uzun vadeli varlığını güçlendirecek adımlar atmayı da kapsıyor.
3. Cosentino markasının Türkiye’deki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye pazarı için en büyük hedefleriniz neler?
Türkiye, Cosentino ailesi için önemli bir konumda bulunuyor. Tezgâh ve yüzey dünyasında mimari trendleri belirleyen Silestone ve Dekton markalı yüzeyleri üretip insan hayatına değer katan çözümler sunuyoruz. Türkiye’de önemli inşaat projelerinin birçoğunda ürünlerimiz yer alıyor. Şirketimiz, yapılara estetik ve fonksiyonellik açıdan değer katıyor. Ar-Ge’ye yaptığımız yatırımlarla N-Boost, Xgloss gibi yüzey alanında çığır açan yeniliklerimizle, 100’ün üzerindeki renk ve farklı yüzey dokularımızla yapılara estetik dokunuşlar yapıyoruz. Böylelikle Türkiye mimarisinin gelişmesine katkı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, Türkiye’de marka bilinirliğini daha da artırarak farklı bölgelerdeki projelerde yer almak; sürdürülebilir ve inovatif ürünlerimizi daha geniş bir kitleye ulaştırmak. Ayrıca mimarlar, tasarımcılar ve uygulamacılarla daha yakın iş birlikleri kurarak, sektördeki yenilikleri Türkiye pazarına en hızlı şekilde taşıma vizyonumuzu güçlendirmeyi amaçlıyoruz.
4. Cosentino’nun Türkiye’deki müşteri profili nasıl şekilleniyor? Global trendlerle benzerlik gösteriyor mu?
Türkiye’deki müşteri profilimiz; mimarlar, iç mimarlar, tasarım ofisleri, inşaat firmaları ve yüksek kaliteli malzeme arayan bireysel kullanıcılar başta olmak üzere geniş bir yelpazeye sahip. Özellikle üst segment konut projeleri, lüks otel ve ticari alan yatırımları ile özel tasarım mutfak-banyo projeleri, ürünlerimizin en çok tercih edildiği alanlar arasında yer alıyor. Global trendlerde olduğu gibi Türkiye’de de kullanıcılar, estetik ve fonksiyonelliği bir arada sunan, dayanıklı ve bakım kolaylığı sağlayan yüzey çözümlerine yöneliyor.
Cosentino Global Trend Raporu’nda öne çıkan sürdürülebilirlik, doğal dokular, nötr ve toprak tonları, büyük ebatlı yüzeyler gibi eğilimler Türkiye pazarında da karşılık buluyor. Yerel müşterilerimiz, özellikle Dekton ve Silestone gibi ürünlerde hem yenilikçi tasarımı hem de uzun ömürlü performansı ön planda tutuyor. Bu anlamda Türkiye’deki talepler, global müşteri beklentileriyle büyük ölçüde örtüşüyor ancak yerel pazarda renk seçimlerinde sıcak tonlar ve mermer dokusuna olan ilgi biraz daha yüksek seviyede.
5. Marka olarak en çok hangi ürün gruplarına odaklanıyorsunuz? Silestone, Dekton gibi ürünlerin pazardaki yeri nedir?
Cosentino olarak Türkiye pazarında en güçlü konumlandırmamızı, global ölçekte de öne çıkan üç ana ürün grubumuz üzerinden yapıyoruz: Silestone, Dekton ve Sensa. Silestone, hibrit mineral esaslı yapısıyla mutfak tezgâhlarından banyo yüzeylerine kadar geniş bir kullanım alanı sunarken, renk ve doku çeşitliliğiyle hem konut hem ticari projelerde tercih ediliyor. Dekton ise ultra kompakt yapısıyla tezgahların yanı sıra dış cephe kaplamalarından zemin uygulamalarına, mobilya tasarımlarından havuz kenarlarına kadar yüksek dayanıklılık gerektiren tüm alanlarda fark yaratıyor. Özellikle güneş ışığına, aşınmaya ve ısıya karşı üstün direnciyle, uzun ömürlü ve düşük bakım gerektiren bir çözüm sunuyor. Sensa ise doğal granit yüzeylere özel leke tutmayan koruma teknolojisiyle öne çıkıyor ve özellikle doğal taş estetiğini arayan müşteriler için cazip bir seçenek oluşturuyor. Türkiye’de bu üç ürün grubu hem estetik hem de teknik performans beklentilerini karşılamaları sayesinde pazarın farklı segmentlerinde güçlü bir yer edinmiş durumda.
6. Türkiye’de ev dekorasyonu ve mimari tasarımda hangi malzeme ve stil trendleri öne çıkıyor?
Türkiye’de ev dekorasyonu ve mimari tasarımda, global trendlerle paralel olarak doğal malzemeler, sürdürülebilir üretim anlayışı ve yaşam alanlarında huzur verici estetik yaklaşımlar öne çıkıyor. Cosentino’nun trend analizine göre iç mekânlarda maksimum doğal ışık kullanımı, büyük pencereler ve yansıtıcı yüzeylerle desteklenerek hem sağlıklı hem de ferah yaşam alanları oluşturuluyor. Dış mekandan ilham alan iç mekân tasarımları ise doğanın tonlarını, yerel malzemeleri ve mekânın bulunduğu coğrafyanın ruhunu yansıtan detayları beraberinde getiriyor. Kavisli mobilyalar ve dekoratif formlar hem yumuşak bir görünüm hem de akışkan bir alan algısı sağlarken; nazik altın dokunuşlar mutfak, banyo ve oturma alanlarında zarafet katıyor. Renk paletinde sakin mavi tonları dinginlik ve huzur hissini artırırken, modern ve minimalist çizgilerle birleşerek çağdaş bir estetik ortaya çıkarıyor. Yüzey seçimlerinde ise kuvars, ultra kompakt yüzeyler ve teknik taşlar gibi dayanıklı, bakım kolaylığı sunan, uzun ömürlü malzemeler tercih ediliyor. Bu eğilimler hem estetik hem de işlevsellik arayışındaki kullanıcılar için Türkiye’deki tasarım anlayışını şekillendiriyor.
7. Cosentino olarak bu değişen trendlere nasıl adapte oluyorsunuz? Tasarımcılarla iş birliğiniz nasıl ilerliyor?
Cosentino olarak, değişen tasarım ve malzeme trendlerine uyum sağlamak için global ölçekte yürüttüğümüz Ar-Ge çalışmalarını, Türkiye pazarındaki dinamiklerle harmanlıyoruz. Bu süreçte dünyanın önde gelen tasarımcılarıyla gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri hem ürün gamımızı hem de ilham kaynaklarımızı zenginleştiriyor. Tom Dixon, Claudia Afshar, Ramón Esteve, Studiopepe, Formafantasma, David Rockwell, Daniel Germani, Remy Meijers, MUT Design, Colin Seah, Patternity, Lázaro Rosa-Violán ve Arik Levy gibi uluslararası ölçekte tanınan isimlerle birlikte çalışarak, farklı coğrafyalardaki estetik anlayışları ve malzeme kullanım alışkanlıklarını projelerimize entegre ediyoruz. Bu iş birlikleri sayesinde hem küresel trendlere yön veren hem de Türkiye’deki kullanıcıların beklentilerini karşılayan yenilikçi yüzeyler sunabiliyoruz. Tasarımcıların bakış açıları, bize yalnızca ürün geliştirme sürecinde değil, aynı zamanda renk, doku ve kullanım alanları konusunda da değerli perspektifler kazandırıyor.
8. Sizce “iyi tasarım” nedir? Kendi favori Cosentino ürününüz hangisi?
Benim için “iyi tasarım”, yalnızca estetik bir ifade değil, aynı zamanda uzun ömürlülük, işlevsellik ve kullanıcı deneyimini en üst düzeye çıkaran bir bütünlük anlamına geliyor. Tasarımın sürdürülebilir malzemelerle desteklenmesi, inovatif teknolojilerle üretilmesi ve mekânın ruhuna uyum sağlaması da bu bütünlüğün önemli parçaları. Cosentino’nun ürün gamında tek bir favorim yok; çünkü her biri farklı mekân ve kullanım senaryosuna göre öne çıkıyor. Örneğin KBIS 2025’te “Best of KBIS – En İyi Mutfak Ürünü” ödülünü alan Dekton Ukiyo, yenilikçi 3D dokusu ve mimari yüzeylere kattığı derinlikle öne çıkarken; aynı fuarda tanıtılan Silestone®XM Le Chic koleksiyonu zarif dokusu ve sofistike rengiyle bambaşka bir etki yaratıyor. Bu çeşitlilik, “iyi tasarım”ın her projeye özel, mekâna ve ihtiyaca göre şekillenmesi gerektiğinin en güzel göstergesi.
9. Türkiye’de yapı ve iç mimarlık sektörünün gelişimini nasıl görüyorsunuz?
Türkiye’de yapı ve iç mimarlık sektörünün son yıllarda oldukça dinamik bir gelişim içinde olduğunu söyleyebilirim. Global trendlerle eş zamanlı ilerleyen bir tasarım anlayışı var ve bu durum, sektörde hem estetik hem de fonksiyonellik açısından güçlü bir çeşitlilik yaratıyor. Sürdürülebilirlik odaklı malzeme kullanımı, geri dönüştürülebilir çözümler, enerji verimliliği ve doğayla uyumlu tasarım yaklaşımları artık projelerin olmazsa olmaz unsurları arasında yer alıyor. Canlı ve enerjik renk paletlerinden, yuvarlak hatlı mobilyalara, desenlerin güçlü kullanımından minimal ve düzenli yaşam alanlarına kadar geniş bir yelpazede trendler etkili oluyor. Örneğin, Cosentino’nun Silestone markasının Le Chic koleksiyonu ile estetikte modern ve klasik dokunuşları bir araya getirmesi veya Urban Crush koleksiyonunda HybriQ+® teknolojisiyle yüksek oranda geri dönüştürülmüş malzeme kullanılması, bu dönüşümün somut örnekleri arasında. Ayrıca Türkiye’de tasarımcılar, mimarlar ve üreticiler artık yalnızca yerel beğenilere değil, uluslararası pazardaki beklentilere de yanıt verecek projeler geliştiriyor. Bu da ülkemizin yapı ve iç mimarlık alanında hem yaratıcı hem de sürdürülebilir çözümlerle dünya sahnesinde daha güçlü bir şekilde yer almasını sağlıyor.
10. Önümüzdeki 5 yıl içinde Cosentino Türkiye’yi nerede görüyorsunuz?
Önümüzdeki beş yılda Cosentino Türkiye’yi, yalnızca yüksek kaliteli yüzeyler sunan bir marka olarak değil, aynı zamanda tasarım ve mimarlık dünyasında ilham kaynağı olan, sektörde yenilikleri şekillendiren ve sürdürülebilir çözümlerle öncü konumunu güçlendiren bir noktada görüyorum. Global vizyonumuz doğrultusunda, yerel pazarın ihtiyaçlarını anlayarak ürün gamımızı ve hizmetlerimizi sürekli geliştirecek; mimarlar, tasarımcılar ve uygulamacılarla olan iş birliklerimizi daha da derinleştireceğiz. Yeni koleksiyonlarımız, yenilikçi teknolojilerimiz ve sürdürülebilirlik odaklı Ar-Ge çalışmalarımızla Türkiye pazarındaki varlığımızı daha güçlü ve etkili hale getireceğiz.
11. Genç girişimcilere, mimarlara ve tasarımcılara bu sektörde ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Bu sektörde kalıcı başarı için yeniliklere açık olmak, global trendleri yakından takip ederken yerel kültürün ve kullanıcı alışkanlıklarının da farkında olmak çok önemli. Genç girişimcilere, mimarlara ve tasarımcılara tavsiyem; teknolojiyi ve dijital araçları yaratıcı süreçlerine entegre etmeleri, sürdürülebilir tasarım ilkelerini benimsemeleri ve iş birliklerine her zaman açık olmalarıdır. Farklı disiplinlerden beslenen, araştırmacı ve sürekli öğrenme odaklı bir yaklaşım hem profesyonel gelişim hem de projelerin başarısı açısından büyük avantaj sağlar.
12. İş dışında zamanınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
İş dışında zamanımı genellikle seyahat ederek, yeni kültürler ve tasarım anlayışlarını keşfederek, farklı şehirlerdeki mimari projeleri ve sergileri inceleyerek geçiriyorum. Bu keşifler hem ilham kaynağım oluyor hem de global trendleri yerinde gözlemleme fırsatı veriyor. Ayrıca sanat etkinliklerine katılmak, doğada vakit geçirmek ve ailemle zaman geçirmek de benim için önemli.
13. Sizi işinizde en çok motive eden şey nedir?
En çok motive olduğum şey, tasarımın insanlar üzerinde yarattığı pozitif etkiyi görmek. Bir projenin başından sonuna kadar içinde yer alıp, ortaya çıkan sonucun mekânın kullanımını ve estetiğini nasıl dönüştürdüğüne tanıklık etmek büyük bir tatmin sağlıyor. Cosentino’nun yenilikçi ürünleriyle, mimarların ve tasarımcıların hayallerini gerçeğe dönüştürmelerine katkıda bulunmak, motivasyonumu her gün taze tutuyor.
14. Son olarak, Cosentino’nun gelecek vizyonu hakkında okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?
Cosentino’nun gelecek vizyonu, sürdürülebilirlik, inovasyon ve küresel iş birlikleri üzerine kurulu. Amacımız, yalnızca estetik açıdan çarpıcı ürünler sunmak değil, aynı zamanda çevresel etkileri minimize eden çözümler geliştirmek. HybriQ+® gibi yenilikçi teknolojilerle geri dönüştürülmüş malzeme kullanımını artırıyor, karbon ayak izimizi azaltmaya yönelik adımlar atıyoruz. Gelecekte hem Türkiye’de hem de global ölçekte, tasarım ve mimarlık dünyasına yön veren, sürdürülebilir üretim anlayışıyla fark yaratan bir marka olarak yolumuza devam edeceğiz.
.jpg)