-YAŞAM ALANLARINDA ARTIK ESTETİK TEK BAŞINA YETERLİ GÖRÜLMÜYOR. KİŞİYE ÖZEL TASARIMLAR, FONKSİYONEL ÇÖZÜMLER VE KARAKTER SAHİBİ MEKÂNLAR YENİ DÖNEMİN EN GÜÇLÜ DEKORASYON ANLAYIŞINI OLUŞTURUYOR.
-SAKURA SERAMİK KURUCUSU VE TASARIMCI RABİA DENİZ KILINÇKAYA:
-“SERİ ÜRETİM ÜRÜNLERDEN UZAKLAŞAN KULLANICILAR, KENDİLERİNİ YANSITAN ÖZGÜN TASARIMLARA YÖNELDİ. BUGÜNÜN LÜKSÜ PAHALI OLAN DEĞİL, KİŞİYE ÖZEL TASARLANMIŞ OLAN.”
Evler, oteller, restoranlar ve ticari yapılar artık yalnızca şık görünmekle yetinmiyor; kullanıcıların yaşam biçimini yansıtan, işlevselliği ön planda tutan ve kendine özgü kimlik taşıyan mekânlara dönüşüyor.
Değişen kullanıcı beklentileriyle birlikte kişiye özel tasarım anlayışı dekorasyon dünyasında yeni bir dönemin kapısını aralarken, standart çözümler yerini özgün uygulamalara bırakıyor.
Sakura Seramik Kurucusu ve Tasarımcı Rabia Deniz Kılınçkaya, günümüzde insanların herkesin evinde görebileceği standart ürünler yerine karakterlerini yansıtan, kendileri için özel tasarlanmış ve bir hikâyesi bulunan ürünleri tercih ettiğini söyledi.
“ARTIK İNSANLAR SADECE ESTETİK İSTEMİYOR”
Dekorasyonda estetik kadar fonksiyonelliğin de belirleyici hale geldiğini ifade eden Kılınçkaya, kullanıcıların büyük tadilatlara ihtiyaç duymadan yaşam alanlarında değişiklik yapabilecek çözümler aradığını belirtti.
Bu değişimle birlikte seramik seperatörlerin hem pratik hem de dekoratif bir çözüm olarak daha fazla tercih edildiğini söyleyen Kılınçkaya, özellikle oteller ve ticari projelerde alanları tamamen bölmeden tanımlayan uygulamaların ön plana çıktığını kaydetti.
“SERAMİK SEPERATÖRLERE EN YOĞUN TALEP VİLLALARDAN GELİYOR”
Kılınçkaya, “Seramik seperatörlerin kullanım alanları her geçen gün genişledi. Talep ise ağırlıklı olarak mimarlar, iç mimarlar, müteahhitler ve proje geliştiricilerden geliyor. Kullanım oranlarına baktığımızda ilk sırada villalar var. Restoran projelerinde ise küçük tasarım dokunuşlarıyla güçlü mekânsal etkiler oluşturulması hedefleniyor.” dedi.
Oteller, restoranlar, kafeler, villa projeleri, konutlar ve ticari yapılarda ürünlerin hem estetik hem de fonksiyonel çözümler sunduğunu ifade eden Kılınçkaya, modern mimaride doğal ışığı ve hava akışını koruyan tasarımların giderek daha fazla önem kazandığını dile getirdi.
BÜYÜK PROJELERİN ÖNCELİĞİ: FERAH VE AKIŞKAN MEKÂNLAR
Büyük otel ve konut projelerinde en çok talep edilen uygulamaların başında salon ve mutfak alanlarının estetik ve işlevsel biçimde ayrılması geldiğini belirten Kılınçkaya, ışığı kesmeyen ve mekânın ferahlığını bozmayan çözümlerin öne çıktığını ifade etti.
Kılınçkaya, merdiven boşluklarının dekoratif alanlara dönüştürülmesi, doğru renk seçimiyle mekânın bütünlüğünün korunması ve doğal malzemelerle sıcak bir atmosfer oluşturulmasının da yeni projelerde öne çıkan beklentiler arasında yer aldığını, kullanıcıların artık yalnızca şık değil, dengeli, ferah ve karakter sahibi yaşam alanları talep ettiğini söyledi.
ÖNÜMÜZDEKİ 5 YILIN DEKORASYON ANLAYIŞI BELLİ OLDU
Yaşam alanlarında önümüzdeki beş yılda doğal, zamansız ve kişiye özel dekorasyon anlayışının daha da güçleneceğini ifade eden Kılınçkaya, hızlı tüketilen trendler yerine uzun yıllar kullanılabilecek, huzur veren ve özgün tasarım anlayışının öne çıkacağını belirtti.
Kılınçkaya, doğal malzemeler, sıcak renkler ve el işçiliğinin dekorasyonda daha fazla değer göreceğini, geleceğin yaşam alanlarının karakteri ve hikâyesi olan mekânlardan oluşacağını aktardı.
MİMARLARIN TALEPLERİ DEĞİŞTİ
Kılınçkaya, “Son yıllarda mimarların beklentilerinde önemli bir değişim yaşandı. 5 yıl öncesine göre artık çok daha bilinçli ve teknik açıdan uygulanabilir taleplerle karşılaşıyoruz.” bilgisini verdi.
Geçmişte üretim aşamasında uygulanması zor fikirlerin daha fazla gündeme geldiğini, bugün ise mimarların seramik üretim süreçlerine daha hâkim olduğunu söyleyen Kılınçkaya, bunun hem tasarım hem de üretim süreçlerini kolaylaştırdığını, ortaya çıkan projelerin ise teknik açıdan daha güçlü, estetik olarak daha dengeli ve uygulanabilir hale geldiğini anlattı.
RABİA DENİZ KILINÇKAYA KİMDİR?
Rabia Deniz Kılınçkaya, 12 yıllık peyzaj tasarımı ve uygulama deneyimini seramik tutkusu ile birleştirerek kendi markalarını hayata geçiren girişimci, tasarımcıdır.
Bodrum’da yaşayan Kılınçkaya’nın seramikle tanışması, kızının doğumunun ardından başladı. Başlangıçta bir hobi olarak hayatına giren seramik, zaman içinde Kılınçkaya’nın profesyonel üretim alanına ve girişimcilik yolculuğuna dönüştü. Peyzaj uygulama ve proje alanındaki deneyiminin ardından saksı ithalatıyla girişimcilik serüvenine başlayan Kılınçkaya, bir süre sonra saksıları kendi tasarlayıp seramikten üretmeye başladı. Peyzaj, tasarım ve seramiği aynı çatı altında buluşturan bu yaklaşım, zaman içerisinde Çamurda markasının ve Sakura Seramik’in temellerini oluşturdu.
Bugün
Sakura Seramik’in kurucusu olarak çalışmalarını sürdüren Kılınçkaya, seramik alanında özgün ve işlevsel tasarımlar geliştirmeye devam ediyor. Türkiye’nin ilk seramik separatör üreticisi olan
Sakura Seramik ile sektöre yenilikçi ürünler kazandırırken, Çamurda markasıyla da el yapımı seramik ürünler tasarlıyor ve üretiyor. Kılınçkaya’nın tasarımları arasında Türkiye’nin farklı bölgelerine ulaştırılan Sirtaki tabakları da yer alıyor.
Peyzaj uygulama ve projelerinden seramik tasarımına uzanan yolculuğunda üretmeye ve kendini geliştirmeye devam eden Rabia Deniz Kılınçkaya, farklı disiplinleri bir araya getiren tasarım anlayışıyla çalışmalarını sürdürüyor.