Enerjide kuraklık kaygısı
Türkiye'yi etkisi altına alan kuraklık, baraj ve nehirlerdeki su miktarını azaltırken, enerji sektöründe de kaygıları artırdı. Uzmanlar, baraj tipi santrallerde suların kritik seviyelere indiğini belirtirken, su rejimi nedeniyle olumsuz bir sürecin Türkiye'yi beklediğini, ekonomik açıdan bir daralmanın meydana geleceğini kaydediyor.
Türkiye, kış döneminde beklenen yağış gelmediği için kuraklık riskiyle karşı karşıya kaldı. Tüm bölgelerde yağış oranlarında ciddi bir azalma devam ederken, elektriğin yaklaşık yüzde 25'ini sağlayan su kaynaklı santraller de bu durumdan etkileniyor. 2013 sonu itibariyle Türkiye'nin yaklaşık 64 bin megavatlık (MW) kurulu gücü içerisinde HES'lerin payı 22 bin MW seviyelerinde.
Toplam 910 santralin de neredeyse yarısını HES'ler oluşturuyor. Kuraklığın sürmesi halinde HES'lerin üretimdeki payının düşmesi bekleniyor. Enerji uzmanları, HES dışı yenilenebilir enerji yatırımlarının daha çok önünün açılması gerektiğini, 2007'den bu yana rüzgâr ve güneş enerjisiyle ilgili müracaatların hâl bekletildiğini kaydetti.
Güneş potansiyeli kullanılmıyor
Türkiye'nin ilk önemli enerji yatırımı Keban Barajı ve Hidroelektrik Santrali'ndeki su debisi, kuraklık nedeniyle geçen yılın aynı dönemine göre 36 cm daha aşağıda ölçüldü. Uzmanlar, güneş, rüzgâr, jeotermal gibi HES'ler dışında sürdürülebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılması gerektiğini belirterek, "Türkiye'nin güneş enerjisi potansiyeli, hidroelektrik enerji potansiyelinin 2.5 misli. Ancak enerjimizin yüzde 25'i HES'lerden gelirken, yalnızca yüzde 0.3'ü güneşten elde ediliyor. Küresel ısınma nedeniyle kuraklıkların sıklığı Türkiye'nin çoğu bölgesinde 10 kattan fazla artacak. Yani her 100 yılda bir gördüğümüz aşırı kuraklık, 10 yılda 1'den daha sık yaşanacak" dedi.
Su rejimi iyi gözükmüyor
Enerji Uzmanı Necdet Pamir, Türkiye'de enerji üretiminde HES'lerin katkısının çok büyük olduğunu belirterek, "Su seviyesi dolu olsa HES katkısı çok oluyor. Kuraklık arttığında ise HES'lerin katkısı düşüyor. Dolayısıyla termik santrallere, doğalgaza, kömüre yönelme başlıyor. Bu kapsamda da ithal kaynaklara bağımlılık artacak" dedi. Çevresel kirlilik, dışa bağımlılık ve ülke ekonomisi açısından durumun çok olumsuz olduğunu belirten Pamir, her şeye rağmen HES'lerden elde edilen enerjinin çok daha temiz olduğunu bildirdi. Pamir, su rejiminin çok iyi gözükmediğini, olumsuz bir sürecin Türkiye'yi beklediğini belirterek, HES elektrik üretiminin olumsuz etkilenebileceğini aktardı.
Rusya ve İran gülecek Türkiye ağlayacak
Rüzgar Enerjisi Santrali Yatırımcıları Derneği (RESYAD) Başkanı Selahattin Baysal da enerjinin ana tedarik kuralının çeşitlilik olduğunu belirterek, kuraklığın hidrolik kaynakları yüzde 100 etkilediğini bildirdi. Kuraklığın enerji sektöründe bir daralma meydana getireceğini aktaran Baysal, "Tabiatın bir dengesi var. Bir ülke enerjisini fosil yakıtlardan elde ediyorsa sonuç budur. Ülkenin geleceği açısından bir cari açık artacaktır. Ekonomik açıdan bir daralma meydana gelecektir. Rusya'dan, İran'dan gelen doğalgazcıların yüzü gülecek, Türkiye ağlayacak" dedi.
Su projeleri devreye girecek
Hükümet, suyun etkin kullanımına yönelik projeleri devreye sokmaya başladı. 2014-2018 yıllarını kapsayan Kalkınma Planı'nda yer alan 'Tarımda Suyun Etkin Kullanılması Programı' bu kapsamda hayata geçirilecek. Program 15 milyar 773 milyon TL yatırım bedeliyle gerçekleştirilecek. Kişi başına bin 500 m3 olmak üzere toplam 112 milyar m3 tüketilebilir su potansiyeline sahip Türkiye , bunun 44 milyar m3'ünü tarımda kullanıyor. Program kapsamında damlama modellerinin payı yüzde 20'den yüzde 25'e yükseltilecek.
Kaynak : Habertürk Gazetesi