Tansa Turnike yurtiçi satış müdürü Murat Demirhan, pandemi sürecini ve süreç sonrasını İnşaat & Yatırım'a değerlendirdi

Yazar:Editor
01.07.2020
2628

Covid-19 Pandemi dönemin de İnşaat sektörü nasıl problemler ile karşılaştı ve çözüm önerileriniz nelerdir?

Pandemi sürecinin global olarak birçok sektörde olumsuz etkileri olduğu gibi bazı sektörlerde de talep yoğunluğuna sebep olduğuna bu süreçte hep birlikte şahit olduk. İnşaat sektörünün bu süreçte “olumsuz” etkilenen sektörler arasında yer aldığını ifade edebiliriz.

Devam eden mevcut projelerde saha ve uygulama çalışmalarının sekteye uğraması planlı iş takvimlerini ötelerken, başlaması beklenen yeni projelerde de maalesef süreçler uzamak zorunda kaldı. Ancak bütün bu olumsuzluklara rağmen hükümetin pandemi sürecinde açıkladığı destek paketleri ve özellikle konut kredilerinde sağladığı kolaylıkların akabinde Haziran ayının başından itibaren sektörde bir kıpırdanmayı başlattığını da gözlemlemekteyiz. İnşaat sektörüyle doğru orantılı şekilde ilerleyen ve bizim faaliyet alanımız olan Elektronik Güvenlik ve Geçiş Kontrol Sistemlerine olan ilginin de yine aynı süreçte artış gösterdiğini belirtebiliriz.

Bu süreçte hep birlikte tanık olduğumuz bir başka önemli detay ise yerli üretim ve imalat kabiliyetlerimizin ne kadar önemli olduğuydu. Konunun insan ve toplum sağlığı olduğunu düşündüğümüzde yoğun bakım üniteleri, solunum cihazları gibi teknolojiler bir kenarda dursun; kolonya, eldiven, maske gibi gündelik hayatımızda farklı amaçlar için kullandığımız çok basit ürünleri bile en azından kendimize yetecek kadar üretebilmemizin önemini anladık. Yaşanan bu sürecin yerli üretim ve üreticinin de kıymetinin daha iyi anlaşılmasına vesile olacağını düşünmekteyiz.

İnkar edemeyeceğimiz gerçek şu ki satın almak ya da dışarıdan getirmek yerine kendi sermayemizle, kendi emeğimizle ürettiğimiz her üründe her alanda daha da yukarıya çıkabiliriz. Bu süreçten de çıkış yolumuz yerli üretim ve istihdam olacaktır. Tansa olarak 1962’ den beri bu düşünceyle üretmeye ve paylaşmaya devam ediyoruz.

Tansa Turnike olarak, pandemi sürecini nasıl geçirdiniz?

Bu süreci iki ayrı pencereden değerlendirmek daha doğru olacaktır. Öncelikli konu olarak pandemiyle mücadele için ne yaptığımıza, çalışan sağlığına yönelik aldığımız tedbir ve uygulamalara bir göz atmamız lazım. Takdir edersiniz ki insan sağlığı herşeyden daha önemli.

Türkiye de her ne kadar Mart ayı ortasından itibaren tedbirler yoğunlaşsa da Tansa olarak sürecin ilk başladığı Aralık-Ocak aylarından itibaren bir çok tedbiri uygulamaya sokmuştuk. Yerleşkemizin birçok noktasında el hijyen üniteleri konumlandırdık. Ziyaretçi ya da personel fark etmeksizin maske dağıtımı yaptık. Bazı çalışma alanlarında maske kullanım zorunluluğu uyguladık ve yerleşkenin komple dezenfeksiyon işleminden geçmesini sağladık. Bunların tamamı Mart ayı gelmeden Tansa’ da alınan pandemi tedbirleriydi. Çok mutluyuz ki bu süreçte hiçbir çalışanımızda olumsuz bir vakaya rastlanmadı. Dolayısıyla erkenden aldığımız tedbirlerin işe yaradığını görmüş olduk.

Sürecin ikinci tarafını değerlendirirsek tüm sektöre olduğu gibi Tansa’ ya da mutlaka olumsuz etkileri oldu. Birçok boyutuyla bu inkar edilemeyecek bir gerçek. Bu etkinin Mart ayı ile Haziran ayı arasındaki süreçte daha çok hissedildiğini söyleyebiliriz. 2019’ da Tansa hem yurt içerisinde hem de ihracatta gerçekten çok yoğun ve çok verimli bir yıl geçirdi. 2020’ ye girerken 2019 yılından devam eden birçok projemiz ve siparişimiz hala üretim bandındaydı. Sene başı şartlarında Tansa’ nın üretim bandı Mart ayının sonuna kadar zaten 2019’ un siparişleriyle dolu olarak görünüyordu. Dolayısıyla iş ve ekonomik olarak çok fazla hissetmedik diyebiliriz. Ancak Mart sonu itibariyle tüm ülkede olduğu gibi bizler de sıkı tedbirler eşliğinde karantina sürecine uyum sağladık. Bu süreç özellikle Avrupa, Amerika ve Asya gibi Tansa’ nın çok aktif çalıştığı kıtalarda buradan çok daha şiddetli geçti. Dolayısıyla özellikle İhracat tarafında birçok projemiz bu süreçte maalesef sekteye uğradı. Ancak Tansa olarak tabi ki boş durmadık ve bu süre zarfında AR-GE, ÜR-GE ve Satış Departmanının ortak çalışması ile Hijyen Grubu ürün modellerimizi ortaya çıkardık. Şubat ayına girerken başlattığımız bir çalışma idi. 3 aylık temponun sonunda sosyal medya ve interaktif kanallar üzerinden sektörel tanıtımlarını gerçekleştirdik. Özellikle insan ve kıyafet dezenfeksiyonuna yönelik tasarladığımız yüksek kaliteli LTS Serisi dezenfeksiyon kabinleri oldukça yoğun ilgi gördü. Yine aynı şekilde LTS serisinin devam ürün modelleri olan UVC ışınlı ve konveyörlü bagaj dezenfeksiyon kabinlerimiz ilgi gören bir başka ürün modeli oldu.

Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen pandemi sürecini atlatırken birinci önceliğimiz çalışanlarımızın sağlığını korumaktı ve şu ana başarılı olduğumuzu ifade edebiliriz. Diğer taraftan pandemiyle mücadeleye katkı sağlayacak ürünler geliştirmek ve bunları sektöre sunmakta bizim için ayrı bir mutluluk ve gurur kaynağı oldu.

Turnikeler temasın en yoğun olduğu ürünlerden biri, bu konuda özel bir çalışmanız
oldu mu?

Aslına bakarsanız tüm modeller ve ürün grupları için temaslı çalışma durumu söz konusu değil. Hızlı Geçiş ve Engelli/VIP Geçişi modellerimizin çalışma prensipleri doğrultusunda ürünlere hiç temas etmeden geçişlerinizi yapabiliyorsunuz. Ancak tripod ve tam boy turnikelerde sizin de belirttiğiniz gibi yoğun temas söz konusu.

Bir önceki sorunuzu cevaplarken bahsettiğim pandemiye yönelik çözümlerden biri de aslında bu konuydu. Turnikeler de temas sağlanması muhtemel iki nokta var. Bunlardan ilki geçiş yaptığınız kol ve rotor gurubu, diğeri ise kart okutma işlemini yaptığınız yüzeyler. Yoğunlaştığımız ilk konularda biri en çok temas gören bu noktaları nasıl antimikrobiyal ve steril hale getireceğimizdi. Aslında standartta kullandığımız paslanmaz malzeme virüs ve mikroorganizmaları üzerinde barındırma süresi olarak en düşük riskli hammaddelerden biri. Plastik, ahşap gibi yüzeylerden çok daha sağlıklı ve hijyenik. Ancak yine de riski sıfıra indirmek adına çözümlerimizi geliştirdik.

İlk geliştirdiğimiz çözüm turnike kollarını antimikrobiyal metallerden üretmek oldu. Özel bir karışımla ortaya çıkan bu metal malzeme herhangi bir ekstra uygulamaya ihtiyaç duymadan kendi bünyesinde antibakteriyel ve antimikrobiyal bir yapıya sahip. Üzerinde hiçbir şekilde bakteri ve virüs barındırmıyor. Aynı metali ile kart ve parmak izi okutma esnasında temas edilme ihtimali bulunan yüzeylerde de kullanabiliyoruz.

İkinci çözümümüz ise kollara geçme yöntemiyle tamamen saracak şeklinde uygulanabilen ve yine antimikrobiyal yapıya sahip malzemeden imal edilen kol kılıfları tasarlamak oldu. Böylece kol grubuna hiçbir temasta bulunmadan geçiş yapma imkânını sağlamış olduk.

Pandemi sonrasında inşaat sektörü güçlenecek mi? Yoksa toparlanma süreci
sancılı mı olacak?

İnşaat sektöründeki tüm durgunluğu pandemi sürecina bağlamak çok doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Pandemi sürecinin öncesinden gelen bir durgunluk olduğu sektördeki herkesin malumu.
Özellikle 2018 yılının ikinci yarısından itibaren yaşanan döviz kurundaki dalgalanmalar, kredi faizlerinin yükselişi ve oluşan ihtiyaç fazlası konut stoğu bu durgunluk sürecinin ana sebepleri oldu. Türkiye’ de inşaat ve emlak sektörünün başlıca yatırım araçlarından biri olduğunu yadsınamaz bir gerçek. Ancak yatırım amaçlı bir emlak almaya kalktığınızda konuta sahip olmak için ödeyeceğiniz bedel, bu bedel için kullanacağınız kredi ve araçların masrafları yatırımınızın geri dönüşünü cazip hale getirmiyorsa siz de doğal olarak yatırım önceliğinizi bu alana vermeyeceksinizdir. Pandemi sürecinde kamu bankaları tarafından sağlanan düşük faizli ve 1 yıl geri ödemesiz konut kredisi kampanyaları sonrasında mevcut konut stoğunun erime hızı net şekilde yükseldi. Çok kısa sürede birçok vatandaşımız bu kampanyalara ilgi gösterdi ve ev sahibi olma yolunda adım atmış oldular. Tabi biraz önce de belirttiğimiz gibi fiyat ve faizler uygun hale gelince konut sahibi olmak yatırımcı için yeniden cazip bir seçenek haline geldi.

Böyle olağanüstü süreçleri çok farklı şekillerde ve çok kısa aralıklarla yaşayan bir ülkeyiz. Hepsinden dersler çıkarıyor, hepsinde biraz daha güçleniyoruz. Tabi ki her toparlanma süreci gibi bu süreçte biraz sancılı olacaktır. Böyle olması da gayet doğal. Ancak toplumsal kenetlenme, kamu-özel sektör işbirliği ve yerli üretime verilen desteğin de arttırılmasıyla bu sürecin mevcut durumdan pozitif noktaya doğru hızlı bir ivme kazanacağını düşünmekteyiz.

KAYNAK: İnşaat & Yatırım


Yorumlar
Yorum Bırak

Create Account



Log In Your Account