Hırdavat Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin (HISİAD) düzenlediği ‘Dernekler Buluşması’, sektörel ihracatın ‘Şampiyonlar Ligi’ temsilcilerini bir araya getirdi. HISİAD Başkanı Çetin Tecdelioğlu’nun ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe Armatür Derneği Başkanı Gökhan Turhan, EVSİD Başkanı Talha Özger, MAKSDER Başkanı Tekin Çınar, MAPESAD Başkanı Tayfun Koçak ve TÜYİDER  Başkan Yardımcısı Fazıl Dede katıldı. Ortak paydanın üretim ve ihracat olduğu etkinlikte pandemi sonrası küresel ticaret tartışıldı

Yazar:Editor
08.06.2021
111

Türkiye’nin toplam ihracatına aralıksız katkı sunan üretici sektörler döviz girdisinin sürdürülebilir hale gelmesi için çalışmaya devam ediyor. Geçen yılı 8,2 milyar dolar ihracatla kapatan hırdavat sektörü, sanayinin ve üretimin önde gelen temsilcilerini bir araya getirdi. Webinar ortamında düzenlenen HISİAD Dernekler Buluşması’na Armatür Derneği Başkanı Gökhan Turhan, EVSİD Başkanı Talha Özger,  MAKSDER Başkanı Tekin Çınar, MAPESAD Başkanı Tayfun Koçak ve TÜYİDER Başkan Yardımcısı Fazıl Dede katılım gösterdi. Türkiye’nin ihracat projeksiyonunun ele alındığı etkinlikten küresel ticarette önümüzdeki beş yıla damgasını vuracak fikirler çıktı.

“İhracatımız Kriz Dönemlerinde Dahi Durmadı”

HISİAD Başkanı Çetin Tecdelioğlu, webinardaki konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Gelişmekte olan bir ülke olarak maalesef dış ticaret eksiği veren ve buna bağlı olarak da dışa bağımlı bir ülkeyiz. 40 yıldır yaşamadığımız kriz kalmadı. Bu krizler içinde edindiğimiz manevra kabiliyetimiz ile çok şey öğrendik. 2020'nin ilk çeyreğinde hızlı başlayan ihracat ve ticaretimiz ikinci çeyrek itibariyle pandemi nedeniyle düşüş eğilimine girdi. Nisan ve mayıs ayları sıkıntılı geçti ancak daha sonrasında hükümetin almış olduğu tedbirlerin ardından işler hızlanmaya başladı. 2020 yılı tonaj ve miktar açısından baktığımızda çok da kötü bir yıl değildi. Hiçbir fabrikamız kapanmadı. Hiçbir çalışanımızın işine son vermedik. Bu krizi AB üyesi ülkeler bize göre çok daha kötü geçirdi. Bizler ise üretimleri hiç durdurmadan, cumartesi ve pazar günleri sokağa çıkma yasakları olmasına rağmen fabrikalarımızı çalıştırmaya devam ederek, sektörleri doğru ayrıştırarak ve gerekli tedbirleri alarak işlerimize gidip gelebildik. Bu şekilde ihracatımızı geriye düşürmedik ve miktar olarak da tonaj olarak da ciddi bir kaybımız olmadı. Emtia krizi ve hammadde ile ilgili fiyat yükselişleri çıktığında kriz bize bir şeyi daha öğretti. Eskiden bütçelerimizi her zaman TL üzerinden yapardık. Geçmiş yıllarda döviz krizlerini yaşadıktan sonra hem TL hem de dolar bütçeleri yapmaya başladık. TL ve dolar bütçelerinin yeterli gelmediğini görmeye başlayınca üçüncü bir bütçe yapmaya başladık. Bu bütçe ton, kilogram ve adet bütçesi. Bütçelerimizi yıllık yapardık ama yıllık çok uzun gelmeye başladığında altı ay yapmaya başladık daha sonra o da çok gelince 3’e düşürdük. Şimdi ise revize bütçelerimizi aylık olarak yapıyoruz. Aylık satın alma, satış bütçesi gibi hızlı hareket edebilme, kapasite artırma ya da küçülme ile ilgili manevra kabiliyeti kazandık, en önemlisi de dijitalleştik.”

Türkiye’nin demir ve çelik açısından zengin bir ülke olduğunun altını çizen Tecdeliooğlu, “Demir Türkiye’nin ciddi bir gücü. Demirden üretilen el aletleri, bağlantı aletleri, tekerlek, mobilya aksesuarları ve aklınıza ne geliyorsa bu alanda dünyada söz sahibiyiz. Çünkü demire ulaşımımız kolay. Türkiye’deki demir çelik fabrikalarından mal temin etmek belki şu an zor olsa dahi en azından bulmamız kolay. Farklı ülkelerde bize göre çok daha sancılı zamanlar yaşanıyor. Bunun dışında hırdavatın tamamlayıcısı olan diğer bakır, alüminyum, paslanmaz gibi metaller ve plastiğin hammaddesi gibi ürünlerin temininde çok zayıfız. Bunları maalesef ağırlıklı ithalat üzerinden yürütüyoruz. Bunlara rahat ulaşılabilmesi için, daha da önemlisi dünyadaki üreticilerin Türkiye’de depolarını oluşturabilmesi için Londra Metal Borsası'nın dünyada LME deposu dedikleri depoları Türkiye’de açmamız gerekiyor. Dünyada LME'nin çok farklı ülkelerde depoları mevcut. Hammaddeye ne kadar kolay ulaşabilirsek işlerimizi o kadar rahat yaparız. Hem HISİAD hem de İDDMİB olarak Türkiye’de bu depoları açmak için çaba sarf etmeye devam ediyoruz.” dedi.

“Üretemediğimiz Hammaddeyi Neden Satıyoruz?”

Armatür Derneği Başkanı Gökhan Turhan ise, hammadde özelindeki görüşlerini aktardı: “Ana hammaddelerimiz arasında bakır ve bakır alaşımı var. Bunun yanında paslanmaz çelik ve demir çelik ürünlerimiz de mevcut. 30-40 senedir bu işin içindeyim ancak şunu hala anlayamıyorum; üretemediğimiz bir hammaddeyi niye satıyoruz? Bunu ihracat olarak mı görüyoruz bilemiyorum ancak bunu daha sonra üretmeye çalışıp ithal ediyoruz. Koyulması gereken vergiler, gözetimler buralarda olmalı. Üretemediğimiz hammaddeleri Türkiye’de nasıl üretebiliriz gibi ayrı sayfalar açmalıyız. Yapılar artık kartel haline gelmiş vaziyette. Hammaddeyi iç piyasaya yetecek kadar elde edemezken, bizi doyuramazken fiyatları istedikleri gibi oluşturuyorlar dolayısıyla bu da ihracatta bize engel oluyor. Hammaddeye ek gümrük vergisi olmamalı. Bir liralık hammaddeyi on liraya çeviriyoruz. Biz karımızı fiyat artışlarıyla değil üretim artışlarıyla yaptık. Fabrikalarımız bir gün bile durmadı ama benim Avrupalı, Çinli rakiplerim en az 2-3 ay kapattılar. Hammadde sorunu ile ilgili en önemli konunun bu olduğunu düşünüyorum. Diğer yandan sektör olarak ihracata çok odaklandık ve sistemlerimizi iyi kurduk. Kar artışı bu çok çalışmanın bir sonucu aslında. 2021 yılında işlerin daha da hızlanıp güçleneceğini düşünüyorum. Konteyner fiyatları inanılmaz arttı. Bunun da iyi yanına bakmamız gerek. Çin ile 25 milyar dolarlık bir ithalatımız var. Artık Çin ile el kol sallanarak ithalat yapılmayacak. Diğer ülkelerden ithal edilen ürünler de çok rahat gelemeyecek. Bu nedenle ülkeler ve bölgeler biraz daha içine çekilmeye başladı. Kendi firmamdan ve sektörden şunu görüyorum; artık bizi kapıdan içeri almayan firmalar bizimle iletişime geçti ve bizimle çalışmaya başladılar. Bu şansı iyi değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.”

“İhracatta Değer Artışına Odaklanmamız Şart”

Ev ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği (EVSİD) Başkanı Talha Özger de, “Hammadde sıkıntısı, lojistik sıkıntısı bir seneden beri uğraştığımız sorunlar. Çark dönüyor ancak bunun orta ve uzun vadede kalıcı hale gelmesi gerekiyor. Ev ve mutfak eşyaları sektöründe bu dönemde 2021 yılında odaklanmamız gereken en büyük nokta kilogram başına ihracat değerimizi yükseltmek. Polonya ve İtalya gibi rakiplerimize baktığımızda bizim kilogram başımızın iki katı ihracat yapıyorlar. Bizim rakamlarımız 3.3’lerde iken Polonya ve İtalya’nın 6 dolar ve üstlerinde seyrediyor. Burada bu seviyeleri yakalamamız gerekiyor. Aynı zamanda Polonya ve İtalya gibi ülkelerde bize göre yüzde 50 oranında daha az hammaddeye, yine yüzde 50 oranında daha az nakliyeye ihtiyaç duyuyorlar. Hammadde, emtia ve lojistik sorunu geçen seneden beri kanayan yaramız. Plastik ile başladıktan sonra demir çelik ile devam etti. Son aylarda da çelik ithalatımızda sıkıntılar yaşamaya başladık. Sanayinin ayakta durması için verilecek her destek ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır. Bunun için siyasiler haricinde sivil toplum kuruluşları olarak da proaktif adımlar atmamız gerekiyor. Ev ve mutfak eşyaları sektörü olarak 2020 yılını kayıp vermeden ihracatımızı ufak da olsa artırarak kapadık. İhracatta çilek ekmeyip ceviz ağacı ekiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Mobilya Aksesuar Sanayicileri Derneği (MASKDER) Başkanı Tekin Çınar ise Türk sanayisinin kriz yönetiminde oldukça başarılı olduğunu vurguladı: “25 yıldır çok önemli krizler geçerek bu işte iyice piştik. Çin’den ciddi bir kaçışın Türkiye ihracatına faydası olduğunu hem firmam olarak hem de sektör olarak gördük. Karlılık açısından son yılların belki en karlı satışlarını yaptığımıza inanıyorum. Emtia fiyatlarının artışları tabi ki cirolara yansıdı bu kaçınılmaz bir sonuç ama bu seneye de iyi başladık ve 2021’nin daha iyi geçeceğine inanıyorum. Emtia artışlarında öyle bir noktaya geldik ki artık fiyata bakmaksızın yeter ki ürün bulalım, makinelerimiz çalışmaya devam etsin gözüyle bakıyoruz.”

Madeni Yağ ve Petrol Ürünleri Sanayicileri Derneği (MAPESAD) Başkanı Tayfun Koçak, Türkiye’nin hammaddede tam bağımsız bir ülke olması için devlet destekli yatırımlara ara vermeden devam etmesi gerektiğini ifade ederken, TÜYİDER Başkan Yardımcısı Fazıl Dede tüm ihracatçı birliklerinin ve iş dünyasını temsil eden sivil toplum kuruluşlarının ihracatçının önündeki sorunların çözülmesi adına kolektif bir yaklaşımı benimsemeleri gerektiğini söyledi.

KAYNAK: İnşaat & Yatırım


Yorumlar
Yorum Bırak

Create Account



Log In Your Account